Pazartesi

Adını Sen Koy

Karmaşık duygular sardı yine benliğimi bütün çıplaklığıyla. Uzun zamandır hissedememiştim bu duyguyu. Sevgi mi yoksa pişmanlık mı? Karar vermek çok güç. Yanlış zaman, yanlış insan... Geçmişin ağırlığı çökmekte bu aralar üzerime. Kendi karanlığımda kaybolmak üzereyim. Aslında hiç istememiştim böyle olmasını. Hiç istememiştim senden ayrılmak. Bir anlık hatam bana çok pahalıya patladı. Ama kabul etmelisin daha çok toydum. İlişki denilen kelimenin gerçek anlamını kavrayamayacak kadar küçüktüm. Üzerinden yıllar geçti ve yine karşımdasın. Sana bakıyorum, seni görüyorum, seni hissediyorum ama sana dokunamıyorum, sana anlatmak istediklerimi söyleyemiyorum. Bunun ne kadar acı verebileceğini tahmin edebilir misin? Belki evet, belki de hayır. Bu aralar yaptığın tek şey seni kafamdan atmaya çalışmak. Seni görerek bunu yapmak ne kadar zor bilemezsin. Dinlediğim her müzikte seni buluyorum. Baktığım her resimde sanki sen bana bakıyorsun. Şu an oturduğum odamda duvarlar üstüme geliyor; gözlerimi kapatınca sen canlanıyorsun önümde. Bu yazıyı hiç okumayacaksın; biliyorum. Ya da okuduğunda sen olduğunu anlamayacaksın. Her okuyan kendini bulabilir bu yazıda ama sen yoksun burda. Senin yerin bir kağıt parçasına anlattıklarımdan çok daha derin. Burada ve şimdi itiraf ediyorum: Hiç olmadığım kadar pişmanım. Hiçbir şey değişmeyecek biliyorum. Bu yazıda kendini bulsan bile değişmeyecek. Sadece yüzüne söyleyemediklerimden kurtulmak için yazıyorum bunu. Gelecek çok şeylere gebe...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder