Perşembe

İNTERNETİ KARA ÇARŞAFA SOKMAK

Aynen başlıkta geçtiği gibi… Bugünlerde konuşulan, tartışılan bir konu var; internete filtre uygulaması… Yasaklı kelimeler, yasaklı siteler derken ‘’Yasak’’ kelimesi bile yasaklanmak üzere. Peki bu ironinin sebebi nedir? Açıklamalara göre 22 Ağustos tarihinde uygulamaya girmesi planlanan bu yasanın, düzenlemenin –her ne karın ağrısıysa- çocukları ve gençlerimizi ‘’katalog suçlar’’ olarak anılan müstehcenlik, kumar, fuhuş, intihara yönlendirme vb. sitelerden korumak gibi bir amacı var. Evet kabul ediyorum dıştan bakılınca gayet güzel bir uygulama fakat derine indikçe aslında tamamiyle özgürlüğümüze ket vurmaktır. Örneğin ‘’müstehcenlik’’ kelimesini açalım: ….. Herhangi bir tanımı yok. Her şeyi içine alabilir… bir bayanın eteğinden tutun abartılı bir tabirle saç teline kadar. Devletin ne yiyip ne yiyemiyeceğimize, ne giyip ne giyemeyeceğimize karışmasıyla hangi siteye girip hangi siteye giremeyeceğimizi bize söylemesinin hiçbir farkı yoktur. Bu özgür iradeyi kısıtlamaktır.

Biraz da yasak kelimelerden bahsetmek istiyorum. Üzgünüm ama artık ismi ‘’Haydar’’ olan bir arkadaşınız varsa, internette konuşurken ona adıyla hitap edemezsiniz. Hiçbir şeyi ‘’İtiraf’’ edemezsiniz. ‘’Liseli’’ -ki bunun hakaret olduğundan bile haberim yok- kelimesini kullanamazsınız. ‘’Sarışın, Hatun, Şişman’’ kelimeleri de artık yasak. Tatlı ‘’Baldız’’ımızı da elimizden aldılar. Artık hayvana bile ‘’Hayvan’' diyemezsiniz. Tamam belki bu kelimelerin bazıları hakaret olarak kullanılıyor olabilir ya da müstehcenlik içerebilir. Ama ‘’HİKAYE’’ kelimesinde ne var? Eğer çözebilen varsa beni aydınlatsın. Çünkü o kadar saçma kelimeler var ki listede, herhangi bir mizah dergisi yerine okunabilir. ‘’Nefes’’in anlamı nedir? Ya da sıcak? Ya da partner? Ya da yerli, yetişkin, etek… Liste uzayıp gider. Bir şey daha var aklıma çok takılan. İngilizcede yetişkin anlamına gelen ‘’Adult’’ ve kız anlamına gelen ‘’girl’’ kelimelerinin yasaklanma sebebi nedir? Siz değil misiniz bize okullarda İngilizce dersi veren? Abi ‘’Hot’’ nedir ya? İlla ki ateşli anlamında kullanılması gerekmiyor, ‘’Sıcak’’ anlamında da kullanılıyor. ‘’Frikik’’ kelimesi de yasak abi. Bundan sonra ‘’Alex frikikten gol attı’’ diyemeyeceğiz.

Gelelim bizi yerleştirecekleri kalıplara: Aile Paketi, Çocuk Paketi, Yurtiçi Paketi, Standart paket. Eğer internet kullanmak istiyorsak bunlardan birini mutlaka seçmek zorundayız. Bu konuyu biraz daha irdelemek istiyorum. Örneğin çocukları ‘’Yanlış yerler’’e girmesin diye –kime göre yanlış!- ‘’Çocuk Paketi’’ alan dört kişilik bir aile de o paketten internete bağlanmak zorunda. Olay böyleyken yetişkinlerin kullanabileceği siteler de evde yasaklanmış olacak. Birazdan söyleyeceklerim belki abartı gelebilir fakat bunların hepsi gerçekleşecek. Ya abi sen evdeki ebeveynlerin fantezilerine de karışıyorsun! Utanmasan –ki utanman olduğunu zannetmiyorum- sevişecekleri pozisyonu bile sen belirleyeceksin. Adam belki karısıyla porno izlemek istiyo. Sanane! Ücretli/ücretsiz zaten çocuklar için koruma programları var. O programlardan halka dağıtırsın ve kullanmasını öğretirsin, aileler de ona göre çocuklarını KENDİ istekleri doğrultusunda yetiştirirler. Burada konu olan sadece internet yasakları değil. Çocuklarımızı yetiştirmemize bile karışıyorlar. Ben belki çocuğumun HER ŞEYİ kendi araştırarak öğrenmesini istiyorum. Benim yoluma yordamıma kim nasıl karışabilir?

Onların ‘’filtre’’, düşünen insanın da ''sansür'' dediği bir uygulamaya 2011 yılında şahit olmak üzereyiz. Devletin büyümemizi istemediği çocuklarız biz.

Çözüm: Demokratik haklarımızı talep ettiğimiz mekanizmaların kullanılmasına bağlıdır. 12 Haziran, 22 Ağustostan daha yakın...

Sola Dayalı Satırlar

Gecenin karanlığı çökmüş bahar çiçeklerinin üstüne

Ayrıca da fena bir yağmur var bugün duyguların üstünde

Kaybolmuşluğun içinde kaybolmaktan-

Beter olan hisler…

Gece yine örtmüş güneşin üstünü karalarla

Sanki cenaze var bu gece güneş bir daha hiç doğmayacakmış gibi

Kefeni de yıldızlar olacakmış ‘sonsuz’ aydınlığın.

Başımda bir ağırlık var, çok yukarıdan bastıran

Gözkapaklarım kapanmamakta diretmekte

Ayaklarımda da bir uyuşma hissi-

Sanki bir daha yürüyemeyecekmişim gibi.

Ama huzurum ve uzvum yerinde

Nasıl olsa gece sadece gebe

Güneşi doğurması bir başlangıç değil-

Akşam geri alması gibi.

Pazartesi

Adını Sen Koy

Karmaşık duygular sardı yine benliğimi bütün çıplaklığıyla. Uzun zamandır hissedememiştim bu duyguyu. Sevgi mi yoksa pişmanlık mı? Karar vermek çok güç. Yanlış zaman, yanlış insan... Geçmişin ağırlığı çökmekte bu aralar üzerime. Kendi karanlığımda kaybolmak üzereyim. Aslında hiç istememiştim böyle olmasını. Hiç istememiştim senden ayrılmak. Bir anlık hatam bana çok pahalıya patladı. Ama kabul etmelisin daha çok toydum. İlişki denilen kelimenin gerçek anlamını kavrayamayacak kadar küçüktüm. Üzerinden yıllar geçti ve yine karşımdasın. Sana bakıyorum, seni görüyorum, seni hissediyorum ama sana dokunamıyorum, sana anlatmak istediklerimi söyleyemiyorum. Bunun ne kadar acı verebileceğini tahmin edebilir misin? Belki evet, belki de hayır. Bu aralar yaptığın tek şey seni kafamdan atmaya çalışmak. Seni görerek bunu yapmak ne kadar zor bilemezsin. Dinlediğim her müzikte seni buluyorum. Baktığım her resimde sanki sen bana bakıyorsun. Şu an oturduğum odamda duvarlar üstüme geliyor; gözlerimi kapatınca sen canlanıyorsun önümde. Bu yazıyı hiç okumayacaksın; biliyorum. Ya da okuduğunda sen olduğunu anlamayacaksın. Her okuyan kendini bulabilir bu yazıda ama sen yoksun burda. Senin yerin bir kağıt parçasına anlattıklarımdan çok daha derin. Burada ve şimdi itiraf ediyorum: Hiç olmadığım kadar pişmanım. Hiçbir şey değişmeyecek biliyorum. Bu yazıda kendini bulsan bile değişmeyecek. Sadece yüzüne söyleyemediklerimden kurtulmak için yazıyorum bunu. Gelecek çok şeylere gebe...

Salı

NakNak Sevgilerimle

Sevgili telefon sapığım.

Bu mektubu yazacağımı sana söylemiştim. Ne kim olduğunu biliyorum ne de kim olduğunu umursuyorum. Yaz mevsiminin ortalarından itibaren gayet düzeyli bi' telefon ilişkimiz var seninle, bunu biliyorsun. Ben ne güzel küfrederim sana, sen de ne güzel gülersin sana yakıştırmalarıma. Yalnız artık ben bu durumdan sıkıldım. Gecenin geç vakitlerinde, bilmem kaçıncı uykumdayken araman en başından beri canımı sıksa da şimdi sana fena gıcık oluyorum. Bir insan bu kadar da taciz edilmez ki.

Yahu o kadar zamandan beri konuşuyoruz fakat daha adını bile bilmiyorum. Bi' gün Zeynep oluyorsun, bi' gün Merve, bi' gün bilmem kim! Tamam anladım. Telefonda sapıklık yapacak kadar küçülmüşsün ama beni niye rahatsız ediyorsun? Kulaktan dolma bir şekilde öğrendiğim ve kimin olduğunu bilmediğim şarkıda ''adam gibi yürekli ol çık karşıma!'' diyor. Sense münasip yerlerini yaya yaya telefonda saçma sapan konuşuyorsun. Evet bunu da anladım demek ki güzel bi' kız değilsin. Yalan söylemek istemem: pek yakışıklı biri olmasam da dış güzelliğe önem veren bi' insanım ama yine de çık göster kendini. Gerçi çok da meraklı değilim seni görmeye ama bari rahatsız etme.

Gelelim düzme kısmına! Lan gerizekalı gecenin o saatinde osura osura uyucağına beni ne b'kuma arıyorsun. Eğer dalga geçtiğini sanıyorsan aç da g'tünle dalga geç o..pu. Ergenlikten çıkamamış aptal, bu çabalarınla nereye varmaya çalışıyorsun öküz. Bundan sonra dünya güzeli olsan kaç yazar; suratına bile bakmam. Maymun yerine sıçandan gelen, evrimini tamamlamamış insan provası. Sana bin kere söyledim arama beni diye, bu cümlemeyi çözümlemeye zekan yetmiyor mu? İdiot! Bi' insan her aradığında saçmalar mı ya? Artık evde oturmayı bırakıp dışarı çıkmam gerekiyormuş. Sana fikrini soran mı var lan hoşaf. Sabrı taşırmaya başladın artık. Lan imalat hatası. Fabrikadan defolu çıkıp geri iadesi yapılamayan sığır. Hadi şimdi al telefonunu sok bi' tarafına.

Saygılarımla
Burak.

Pazartesi

Ben, Kendim ve Diğeri

Takıntılı biriyim abicim. Asla çorapla uyumam mesela ya da çorapla seviş

mem. Herhangi bir şeye kafamı takmam, takarsam kıçımın üstüne oturamam. Evimden başka yerde tuvalete girmem, giremem. Asla pop müzik dinlemem. Canım çok sıkılırsa karşımdaki kişinin yaptığı anlatım bozukluklarına takarım. Düzeltmeden bırakmam. Sigara içmeme laf edenlere söyleyeceğim tek söz ''içmeyen ölmüyor mu?'' olur. Kış mevsimini ne kadar sevsem de soğuktan pek haz etmem. Az kontörüm olmasına rağmen aradığım biri telefonunu açmazsa fena gıcık olurum. Odamda kalın perdenin açılmasını istemem; gündüz ya da gece farketmez. Kereviz ve karnıbahar hiç yemedim, yemem, kokusundan bile iğrenirim. Eğer evde o yemekler varsa, dışarıda yerim. Kültablamı benden başkası boşaltamaz, boşaltırsa fena çarparım. Yerine göre davranmayanlara acayip kıl olurum(slipknot konserine gidip halay çekmek olmaz). İngilizceyi ne kadar çok sevsem de, dersime giren hocaları bir türlü sevemedim, böyle davranırlarsa sevmem. Okulda öğretilen birçok dersin gereksiz olduğuna inanırım. Kader kavramı''n''ıza hepten

tavım o ayrı. Kaymak asla yemem ve hiçbir kuvvet de yediremez. Yalandan korkmam yılandan korktuğum kadar.* Bir ben var benden içeri, benden öte, benden ziyade, bla bla... İki yüzlü insanlardan acayip tırsarım çünkü ne bok yiceklerini kendileri de bilmezler. İki elin parmağını geçmiyecek kadar dostum vardır; geri kalanlar isimdir. Noktalama işaretlerini kullanmayı ne kadar sevsem de çoğu zaman doğru oturtamam.

Ohh! Sigaram geldi! Dur bi dakika bi' sigara yakayım.

Tamam devam edelim. Bu arada sigara demişken yapılan bu zamlar da ne bokuma yarıyor 'mk. İlk başladığımda 3TL'ye aldığım sigara şimdi 5.50TL. Hay böyle işin... Ağzımı bozdurcaklar illa. Yeni bilgisayar aldım ve içinden Microsoft Office 2007 deneme sürümü çıktı. 60 günlük süre bitince de internetten indireyim dedim amma velakin Windows7 64bit, indirdiğim ise 32bit. Böyle b'ktan bi'şey yüzünden şimdi wordpad'de yazmak zorundayım. Tom ve Jerry izlemeye bayılırım ve o fareye kıl olurum. Tom'un haline çok üzülürüm. Yazık! garibim yıllardır yiyemedi o ibneyi.

Farkedildiği üzere saçmalama boyutları çoktan aşıldı. Aslında bundan daha fazla takıntılarım vardır fakat saat 23.30 ve içmişim aklıma bu kadar geliyor. Haydeyin canlarım öpüldünüz...

Cumartesi

Doğum/Ölüm

Bazen güzel bir melodidir hayat
Bazen de en kötü işkenceden beter
Can acıtır canan
Kanatır bütün rüyalarını
Hoşça kal diyip gitmek gerekir bazen
Ya da kalıp son damlasına kadar savaşmak
Batırırken tüm dikenini
Çevirmek gerekir tersine bütün çelişkileri

İkilemde gidip gelmektir hayat
İnce bir çizgi üstünde yürümek
Ölmek gerçekten ölmek midir?
Gerçekten yok olmak mı?
Ya ölmek yeni bir doğumsa?
O zaman atlamak mı gerekir balkondan
O zaman atmak mı gerekir tüm hapları ağzına
O zaman kesmek mi gerekir bilekleri?
Kavuşmaksa ölüm
Kesmek mi gerek boğazı
Avazın çıktığı kadar yırtarcasına

Yoksa hiçbir şey anlam dışı
Bir amaca hizmet etmek midir doğum/ölüm
Kime hizmet etmektir?
Kime yalvarmaktır?
Kime teslim etmektir bedenini?
Acaba vermemek mi gerekir ruhunu çöplüğe?
İsyan et o halde!
Karşı gel ve düşenlerden ol

Yok yok yok
Gitmez böyle bu işler
kaybederek
Hah saldır o zaman jilete
Paramparça et emaneti
Ve ışığı görene kadar yürü ölüm kalım arasında
Nasılsa sonunda ölüm/doğum aynı şey!

Pazar

Bu ne ya?

Son zamanlarda internet üzerinde dolaşan bir video var. ‘’Eski sevgilime kapak olsun’’ adlı video F’nin eski erkek arkadaşı M’den intikam almasıyla alakalı. Genç bir kız kamera karşısına geçir başlıyor anlatmaya. Abi kafayı mı yediniz? Bu nedir yahu? F diğer kıza ‘’kaşar’’ derken kendisi de aynı duruma düşüyor. İnsanlar artık gerçekten çıldırmış olmalı…