Pazar

Madem ki öyle, işte böyle!!

Karanlık… Gecenin zifiri aydınlığına sükunet hakim bu saatlerde. Ay’ın ışıkları da olmasa nasıl kararır bu gece. Klişeleşmiş bir şekilde ‘’Dünya denilen bu oyun sahnesi’’inde bize biçilen rolü oynarken, bir çocuk çıkar gelir yeryüzüne. Tamamen saf, temiz ve her şeyden bihaber… Gece hala sakin. Ve çocuk yalnız, bu kalabalığın içinde. Karanlığın içinde sesler var ve bir takım insan siluetleri. Aslında tamamen insan şekilleri… Ruhları karanlığa hapsolmuş. Çıkmaya çalıştıkça daha çok batmışlar sanki. Belki de hiç uğraşmamışlar… Karanlık tarafı kendileri seçmişler. Pisliğin içinde yüzmeyi, dökülen çocuk kanlarıyla karınlarını doyurmayı, uykularında bile öldürmeyi elbette ki kendileri seçmişler. Daha çok kazanabilmek için şarap yerine kan doldurmuşlar kadehlerine. Dünya kirlenmiş, iyi olan her şey birer birer yıkılmış yeryüzünde. Açlık, sefalet, acı, keder hâkim olmuş her yere. Ve bir çocuk ölür bu gece…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder